1 Şubat 2015 Pazar

Yunanistan seçimleri

Avrupa'da basın bir haftadır Yunanistan'da alınan seçimleri konu ediyor. Biz Türkler sık sık Yunan adalarına gidip gelmeye başladık.
Orada olup bitenleri dikkat ile izlememiz gerekiyor. Yunanistan'ın nüfusu 11 milyon. İstanbul'dan daha az sayıda kişi orada yaşıyor. 5 yıldır ekonomik sıkıntılar ile uğraşıyorlar. Başta Almanya olmak üzere Kuzey Avrupa ülkeleri onlardan şikayetçiler. Daha az çalıştıklarını, daha çok eğlendiklerini ve vergi vermeyi sevmediklerini öne sürüyorlar.
Vergi vermemeyi sevmemelerinin tarihten gelen nedenleri var. Geçmişte verdikleri vergiler Osmanlı hazinesine gidiyordu. Örnek olarak lokantalarda yenilen, içilenden vergi alınamıyordu. Alman turistler kaldıkları pansiyonlardan fatura istediklerinde pansiyon sahibi ile araları bozuluyor.
Yunanistan'ın Avrupa birliğine katılması gündeme geldiğinde Türkiye'nin de katılması söz konusu idi hangi nedenle Türk yönetimleri katılmadıysa bunu o zaman ki yönetimlere sormak gerekir. Sonradan gelen yönetimler katılmaya daha hevesli idi. Bir yönetim gündüz vakti havai fişekler atarak o gün güneşin aydınlattığı başkentimizi daha da aydınlattılar. Daha eski bir yönetim hiç düşünüp taşınmadan aynı Enver Paşa'nın Osmanlı devletini 1. Dünya savaşına soktuğu gibi; gümrük birliğine giriverdi.
Yunanistan AB'den çok yararlandı. Zeytin üreticileri AB fonlarından yararlandılar. Daha sonra ise zeytin üretimi arttı bu nedenle zeytin fiyatları düştü şeklinde şikayet ettiler.
Yunanistan'da seçim barajı %3. Meclise 7 parti girdi. Bu partilerden ikisi Syriza ve Enel koalisyon hükümetini kurdular. Enel Türk düşmanlığı yapan bir parti. İlk icraatları AB'nin aldığı Rusya'ya yönelik yaptırımların uzatılması kararına oldu. Bu kararların kendilerine danışılmadan alındığı öne sürüyorlar. Enel ve Syriza'nın bazı yöneticileri seçimlerden önce Rusya'ya gittiler.
Eski yönetimler tarafından AB ile yapılan antlaşmaların yeniden gözden geçirilmesini istiyorlar. Yunanistan'ın AB karşıtı görüşleri diğer Avrupa ülkelerinde de kabul görüyor. İspanya'da PODEMOS (yapabiliriz), Fransa'da Milliyet'çi Cephe benzer söylemler kullanıyorlar. Marjinal olduğu düşünülen bir partinin iktidara gelişinin ilk örneği Yunanistan'da oldu. 2015 yılı içinde İspanya'da da genel seçimler yapılacak. Podemos'un iktidara gelip gelemeyeceği tartışılıyor. Benzer milliyetçi yönelimler Türkiye'ye de sıçrayabilir.
Avrupa Birliği kuruluşunda ülkelerin bazı egemenliklerinin üst kuruluşa (AB) devri söz konusu idi. Bu durumdan geri dönüşün başlayabileceği tartışılıyor.
13 AB ülkesi Euro'yu kullanıyor. Euro banknotlarının üzerinde alışık olduğumuz gibi (Türkiye'de Atatürk'ün ve ABD'de Washington'un) resimleri kullanılmıyor. Euro banknotlarının üzerinde bazı yapıların resimleri bulunuyor.
İsviçre AB'de olmamasına karşın parasının (İsviçre Frangı) değerini yoğun ticari ilişkileri nedeniyle
1 Euro= 1,20 İsviçre Frankı olacak şekilde ayarlıyordu. İsviçre sabitleme politikasını bıraktı. Sonuçta piyasa 1 Euro= 1,06 İsviçre Frankı olarak belirledi. Benzer şekilde Yunanistan'da da yeniden Drahmi basılması gündeme geliyor. Bankada parası olan kişiler Drahmi'ye dönülünce paralarının değer kaybedeceğini düşünüyorlar. Bu nedenlerle bankalardaki hesaplarını kapatıp paralarını evde saklıyorlar.
Türkiye'de bazı kişiler AB'ye karşı düşüncelerini daha önceden dile getirdiler. Bunlara örnek olarak LDP(Liberal Demokrat Parti) kurucusu Besim Tibuk'u gösterebiliriz. Besim bey AB'nin er yada geç dağılacağını öngörüyordu. Hak ve Eşitlik Partisi genel başkanı Osman Pamukoğlu da Gümrük Birliği Antlaşmasının tekrar gözden geçirilmesi gerektiğinden bahsediyor. Bu antlaşmanın şimdiki hali ile tamamen ülkemiz aleyhine işlediğini öne sürüyor. 2009 ilerleme raporunda HEPAR ve Osman Pamukoğlu'nun önünün kesilmesi emrediliyor.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder